|
2005 YILI İÇİN KUR SENARYOLARI
VE
ENDÜSTRİMİZE OLASI ETKİLERİ
Mithat ARACI
Son iki sayıdır yazmakta olduğum kur
risklerinizi nasıl yönetebilirsiniz yazı serimin sonuncusunu tamamlamadan önce,
2005 yılınında vereceğiniz stratejik kararlarınıza küçük de olsa bir katkı
yapabileceğini sandığım, kur hareketleri ve bunların endüstrimize olası
etkilerini basite indirgeyerek sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
EUR/USD kuru nereye gidiyor?
Son üç yıldır Avro’ya karşı düşüş
trendini sürdüren dolar bu trendine daha ne kadar devam edebilecektir? Geçmiş
geleceğin aynasıdır özdeğişini hatırlayarak, son günlerin bu sıcak sorusunu
cevaplamadan önce EUR/USD kurlarının geçmişine bir yolculuk yapmakta yarar
görüyorum.
1970’li yılların ortasından itibaren
Ortadoğu Petrol krizi nedeniyle bugünün fiyatlarıyla 80 doları bulan petrol
fiyatları Amerika’da enflasyonu %14’e, faizleri de %18’e yükseltirken, 1980
yılına gelindiğinde hiçkimsede dolara yatırım yapma arzusu kalmamıştı. Bu
yıllarda altına yapılan yatırım patlamış şimdilerde onsu 450 dolar civarında
gezinen altın fiyatları o tarihte 850 dolarla tarihinin en yüksek seviyesine
varmıştı. İşte o atmosferde dolar Avro’ya karşı (sepeti oluşturan avrupa
paralarıyla hesaplanmış olarak) 1.45 seviyelerini görmüştür. Başkan Reagan’ın
göreve gelmesiyle Amerika’da enflasyon dizginlenmiş, düzelen ekonomiyle birlikte
1985 yılında dolar tarihinin en yüksek seviyesi olan 0.64 Avro seviyelerine
ulaşmıştır. İşte bu seviyede G7 ülkeleri aşırı değerli dolar nedeniyle
Amerika’nın durdurulamaz ticaret açığını azaltabilmek için New York’taki Plaza
otelinde bir araya gelmiş, Plaza Anlaşması olarak da anılan bu toplantı sonrası,
koordineli bir şekilde dolara müdahale etmişler, Reagan’ın ikinci 4 yıllık
döneminde doları Avro’ya karşı 1.30 seviyelerine düşürmüşlerdir. Baba Bush’un
Irak’a müdahalesi sonucunda 400 milyar doları geçen bütçe açığı nedeniyle dolar
1992 sonunda, dış ticaret açığında bir sorun olmamasına rağmen, bir kez daha
1.45 seviyesine ulaşmıştır. Bundan sonra gelen sekiz yıllık Clinton’un
başkanlığı döneminde Amerika bütçe açıklarını fazlaya çevirmiş bu sayede dolar
2000 yılının sonlarında hepimizin bildiği 0.82 Avro seviyesine güçlenmişir.
İkinci Bush iktidarının başlamasıyla, Clinton döneminde verilen bütçe fazlaları,
11 Eylül’ü takip eden dönemde Afganistan ve Irak’ta yapılan askeri harcamalar ve
yüksek oranlı vergi kesintileri nedeniyle hızla yok olmuştur. Amerika 2004
yılında 1992 yılında olduğu gibi 400 milyar doların üzerinde bütçe açığı
verirken ayrıca Çin’in dünya ticaret örgütüne katılmasının da büyük katkısıyla
dış ticaret açığında da tarihinin en yüksek seviyesi olan 600 milyar doların
üzerine çıkmıştır. Bu da hepimizin bildiği gibi Avro’yu dolar karşısında 1.35
seviyesinin üzerine taşımıştır.
Tüm bunları söyledikten sonra sorumuzu
tekrar edelim: dolar daha ne kadar düşer? 1992 yılındaki yalnızca bütçe açığı
doları Avro karşısında 1.45 seviyesine taşımışken bu gün yaşanılan aynı oranlı
bütçe açığına eklenen rekor seviyedeki dış ticaret açığı doları Avro’ya karşı
kolaylıkla 1.45 seviyesinin üzerine çıkarabilecektir. Hepimizin bildiği gibi
süregelen askeri harcamaları azaltamayan Amerika, dolar kurunun düşmesine
müsaade ederek Amerikan mallarını dünyada göreceli olarak ucuzlatarak dış
ticaret açığını azaltmayı hedeflemektedir. Bu strateji, Asya ülkelerinin başta
Çin olmak üzere kendi para birimlerinin dolar karşısında değerini sabit tutmaya
çalışmasıyla tam olarak başarılı olamadıysa da 2005 yılında muhtemelen
Amerika’nın artan baskısı karşısında Çin’in kontrollu olarak renminbi’yi revalue
edeceği beklentisindeyim. Bu da 2005 yılında başta Japonya olmak üzere,
Tayvan, Kore, Hong Kong ve Singapur’da bir revaluasyon dalgası
yaratabilecektir. Asya’da olabilecek bu revaluasyon dalgası muhtemelen son üç
yıldır dolara karşı sürekli değer kazanan Avro üzerinde alınan pozisyonları da
azaltabilecek, doların Avro karşısındaki bu düşüş trendi 2005 yılında
Avro’nun değerlerinin 1980, 1992 yılından sonra üçüncü kez 1.45’e doğru
yaklaşmasıyla muhtemelen son bulacaktır.
İkinci senaryoda da şayet Çin parasını
2005 yılında revalue etmezse Avro muhtemelen dolara karşı 1.50 seviyesinin de
üzerine çıkabilir. Doların bu senaryoda nerede duracağına ise Amerika karar
verecektir. Bir başka deyişle, çoğunlukla Asya merkez bankaları tarafından
finanse edilen dış ticaret açığının finansmanını sorunsuz sürdürebildiği
müddetçe, dolayısıyla ülkesindeki faiz oranlarının olası ani artışının
ekonomisini hızla soğutmasına neden olmadıkça, Amerika doların düşmesine, dış
ticaret açığının azalmasına büyük katkısı olacağından, müsaade edecektir.

Artan Çin Fiyat Rekabeti ?
Tüm bu tahminlerden sonra gelelim bu kur
hareketlerden bizim çorap endüstrimizin nasıl etkileneceği sorusuna.
İhraacatımızın yaklaşık %85’inin yapıldığı Avrupa pazarında son aylarda yoğun
Çin rekabetiyle karşı karşıyayız. Avrupalı alıcılar bizleri Çinli üreticilerin
fiyatlarıyla tehdit etmekte ve fiyat düşürmeye zorlamaktalar. Parasının
değerini dolara sabitleyen Çin, uluslararası piyasalarda doların değer
kaybetmesiyle, özellikle Avrupa pazarında fiyatlarında göreceli olarak bizlere
göre üstünlük sağlamaktadır. Aşağıda üretici fiyatları endeksleriyle
arındırdığım Renminbi/YTL indeksine bir göz atarsak Çin Dünya Ticaret örgütüne
katıldığı 2001 yılının Kasım ayından önce bizim lehimizde olan 1994=100 bazlı bu
endeksin son üç yılda aleyhimize bir hareketle 82’den 147 rakamına hızla
çıktığını görürüz. Bu şu anlama gelmektedir: Dünya Ticaret Örgütüne katılmakla
uluslararası ticarete yoğun olarak giriş yapan Çin, Türk lirasının son üç yılda
dolar karşısında aşırı değerlenmesi nedeniyle, diğer etkenlerin sabit kaldığını
farzedersek, Avrupa pazarlarında bize karşı fiyatlarını %79 oranında kırabilecek
konuma gelmiştir. Özellikle son iki yıldır Avrupalı alıcıların bizden fiyat
kırmamızı, yoksa alımlarını Çin’e yönlendireceklerinin altında yatan en büyük
gerçeklerden biri de bu olsa gerek.

2005 yılında bizi kurlar açısından
Avrupa çorap pazarında neler bekliyor?
Senaryo 1 (% 10 olasılık): EUR/USD
1.45’e ulaşacak, USD/YTL kuru sabit kalacak, Çin revaluasyon yapmayacak.
Avro’nun dolar karsısında artışı
EUR/YTL’sını bugünkü seviyelerinin üzerine taşıyacak, bu kur bizi biraz olsun
rahatlatırken, Çinli üretici Avro bazında düşen maliyetleri ile fiyat
kırabilecek, bu da bize Avrupalı alıcılardan fiyat düşürmemiz şeklinde
yansıyabilecektir. Yani bu senaryoda kazancımız kaybımızla eşitlenmektedir.
Senaryo 2 (% 10 olasılık): EUR/USD
1.10’a düşecek, USD/YTL kuru sabit kalacak, Çin revaluasyon yapmayacak.
Avro’nun TL karşısında aşırı değer kaybı
ihracatçının zararını arttırırken, Çinli üreticinin de Avro bazında artan
maliyetleride onları fiyat arttırımına itecektir. Yani bu senaryoda kur
zararımızı artan fiyatlarla giderebileceğiz.
Senaryo 3 (% 15 olasılık): EUR/USD
1.45’e ulaşacak, EUR/YTL kuru sabit kalacak, Çin revaluasyon yapmayacak.
Bu en kötü senaryoda,
TL karşısında artmayan Avro kuru bizi artan maliyetlerimiz karşısında
koruyamazken, hem de Çin’in Avro bazında düşen maliyetleri nedeniyle fiyat
kırabilecek olmaları, bizi oldukça zorlayacaktır. Her iki taraftan sıkışan
çorap üreticimiz kar marjlarını biraz daha azaltmak zorunda kalacaktır.
Senaryo 4 (% 5 olasılık): EUR/USD
1.10’a düşecek, EUR/YTL kuru sabit kalacak, Çin revaluasyon yapmayacak.
YTL’ye karşı değerini koruyan Avro kuru
bizi kısmen rahatlatırken, Çin’in Avro bazında artan fiyatları, bizimde
Avrupa’da fiyatlarımızı arttırırabilmemizi sağlayabilecektir. Yani bizim için
bu iyi senaryoda maliyet artışımızı alıcıya yansıtabilieceğiz.
Senaryo 5 (% 10 olasılık): EUR/USD
1.45’e ulaşacak, USD/YTL kuru sabit kalacak, Çin %20 oranında revaluasyon
yapacak.
Bizim için bu olumlu senaryoda Çinli
rakiplerimiz nispeten fiyat arttırmak zorunda kalırken bizde aynı zamanda artan
EUR/YTL kurundan yararlanabileceğiz.
Senaryo 6 (% 10 olasılık): EUR/USD
1.10’a düşecek, USD/YTL kuru sabit kalacak Çin %20 oranında revaluasyon yapacak.
Bu senaryoda Çinli rakiplerimiz hem
revaluasyon nedeniyle hemde artan EUR/USD kuru nedeniyle kesinlikle fiyat
arttırırken biz düşen EUR/YTL kurundan doğan zararımızı fiyatlarımızı
arttırarak Avrupalı alıcıya kolaylıkla yansıtabileceğiz.
Senaryo 7 (% 35 olasılık): EUR/USD
1.45’e ulaşacak, EUR/YTL kuru bu günkü seviyelerde sabit kalacak, Çin %20
oranında revaluasyon yapacak.
Bu olasılığını en yüksek gördüğüm
senaryoda Çinli rakiplerimiz revaluasyon
nedeniyle fiyat arttırmaya zorlanırken Avro’nun dolar karşısında artması
nedeniyle bu baskıdan kısmen kurtulacaklardır. Biz ise maliyet artışımız
oranında artmayan EUR/YTL kurundan zarar ederken bu zararımızı Avrupalı alıcıdan
çıkarıp çıkaramayacağımız Çinli üreticilerin fiyat politikalarına bağlı olacak.
Senaryo 8 (% 5 olasılık): EUR/USD
1.10’e inecek, EUR/YTL kuru bu günkü seviyelerde sabit kalacak, Çin %20 oranında
revaluasyon yapacak.
Bizim için bu en iyi senaryoda
Çinli rakiplerimiz hem revaluasyon nedeniyle hemde değeri düşen EUR/USD kuru
nedeniyle Avrupa piyasasında fiyat arttırmak zorunda kalırken biz hem içeride
nispeten yüksek kalan EUR/YTL kurundan yararlanabileceğiz hemde rakiplerimizin
fiyat artışı nedeniyle muhtemelen fiyat arttıracak veya fiyatlarımızı
değiştirmeyerek daha büyük Pazar payı kapabileceğiz.
Sonuç olarak tüm bu kur senaryolarını
değerlendirdiğimizde, kurların hareketinin ne tarafa doğru giderse gitsin, bizi
yukarıda çizdiğimiz senaryoların büyük çoğunluğunda, kendi içinde yarattığı
emniyet (hedge) mekanizması nedeniyle, dünyada gelecekteki tek rakibimiz
olacağını düşündüğüm Çinli üreticilere karşı bizi nispeten koruyacağını
söyleyebiliriz. Tahminim o ki geçen yaz aylarında yaşadığımız türbilanslı günler
bir daha yaşanmayacak.
|