|
SICAK
GİDEN KIŞ BU KEZ DE YAZ SEZONUNU ERTELETTİ
Mithat
Aracı
Size geçen yazımda,
Avrupa’da sıcak giden kış mevsiminin kışlık çorap satışlarını ciddi
oranda azalttığını, sonuç olarak da tekrar eden siparişlerin geri
gelmemesine yol açtığından söz etmiştim. Bu kez de Avrupa’lı alıcıların
ellerinde kalan kışlık çorapları, indirim yaparak mı yoksa depoya
kaldırarak mı raftan indirmeleri kararlarında gecikme yaşandığından,
yazlık siparişlerin bizlere gönderilmesi neredeyse 1.5 ay gecikti gibi.
Bunun yanında Avrupa’lı alıcıların sermayelerinin bir kısmını stokta
kalan kışlık çoraplarında bloke etmeleri de bu sürecin gelişmesinde
sanırım etkili oldu.
Geçen kış sezonundan
ders çıkaran Avrupa’lı alıcılar, gelecek yıl kış mevsiminin nasıl
geçeceğini tam olarak kestiremediklerinden, bu sene yaşananlardan ders
çıkararak, önlerini görmek isteyecek ve çorap taleplerini kısa kısa
alımlarla karşılayacaklardır. Tabiki kısa teminli mal alımlarını Çin’den
karşılamalarındaki zorluklar nedeniyle büyük olasılıkla bu talepler
bizlere gelecektir. Yani gelecek kış sezonunda, geçen kıştan elde kalan
çorapların özellikle Çin’in yeni kış sezon satışları üzerinde daha
negatif etki yapabileceği, bizim satışlarımız üzerindeki etkisinin ise
minimunda kalacağını tahmin etmekteyim. Bu arada, kim bilir, belki küçük
bir olasılık ancak, gelecek yıl kış mevsiminin beklenenden soğuk
geçeceği tutarsa, hızla artan kışlık çorap satışlarının tekrar
alımlarını, Avrupalı alıcıların, bizden başka bir kaynaktan çok kısa
terminle karşılama şansları olmadığı, bunun da beklentimizi aşan bir
sezon ile sonuçlanabileceğini de aklımızın bir köşesinde tutmakta yarar
var.
Daha önceki
yazılarımda, satışlarımızın % 85’inden fazlasını gerçekleştirdiğimiz
pamuklu soket kategorisi rakamlarıyla analiz ettiğim 25 Avrupa
ülkesi (EU 25) çorap pazarını bu kez tüm çorap kategori
rakamlarıyla analiz edeceğim. Bu sayede, bizim yalnızca pamuklu
soket kategorisinde büyümeye çalıştığımız bu pazarda, Çin’in kotaların
kalktığı 2004 yılı sonrasında hangi çorap kategorilerinde ilerleme
kaydettiğini de görecek ve onların Avrupa’da büyüme stratejileri
hakkında kısmen bilgi sahibi olabileceğiz.
Çin Avrupa’da Bir
Numaraya Oturdu
Grafik 1’de 2006
yılında, Avrupa çorap pazarında Çin’in %23 Pazar payıyla bir numaraya
yerleştiğini görmekteyiz. 2004 yılında %4’lük küçük bir pazar payına
sahip olan Çin, 2005 yılında %13’lük Pazar payı artışıyla %17’ye, 2006
yılında ise %6’lık artışla %23 pazar payına iki yıl gibi kısa bir sürede
ulaşmıştır.
Aynı
dönemde,Türkiye’nin Pazar payı %3 azalmayla %20’ye inmiştir. 2004-2006
yılları arasında İtalya’nın kaybı %3, Portekiz’in kaybı %2’de kalırken
diğer tüm ülkelerin toplam kayıpları ise %10 olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin
Aksine Çin Birçok Çorap Kategorisinde Büyüyor
Avrupa çorap pazarı
2006 yılında tablo 1’de göreceğiniz gibi daha önceki yıllarda yaşanan
büyüme hızlarına göre küçük sayılabilecek %2 oranında bir büyüme
göstermiştir. Aynı dönemde ortalama fiyatlarda da %4’lük bir artış
yaşanmıştır. Avrupa çorap pazarı boyutu 2006 yılında, 83 milyon çiftlik
büyümeyle 4,894 milyon çift şatışa ulaşmıştır. Yani, 25 Avrupa ülkesi
nufusunun yaklaşık 460 milyon olduğu düşünüldüğünde, ortalama tüketimin
yaklaşık olarak 10.6 çift olduğu görülecektir. Yani yılda fert başına 20
çift çorap tüketim yapıldığı Avrupa 12 ülkesi pazarında yeni katılan
ülkelerin ortalama tüketim oranlarını düşürdüğü açıktır.



Türkiye Pamuklu
Soket Pazarının Liderliğini Kimseye Kaptırmıyor
Pamuklu soket çorabı
kategorisi (61159200), 2,769 milyon çiftlik satış ve % 56.6 payla en
büyük ağırlığa sahiptir. Bu kategorinin tartışılmaz lideri, grafik 3’de görüleceği
gibi, %31’lik payla Türkiye’dir. Türkiye’yi %26’lık payla Çin takip
etmektedir. Çin'den sonra %6 payla Portekiz, %4 payla Endonezya
gelmektedir. Almanya, Hollanda, Pakistan, italya %3'er, Belçika
%2, Bosna, Güney Kore, Hindistan ve Polonya %1'er pazar payına sahiptir.
Güney Korenin 2004 yılında olan %8'2lik pazar payının %7.2 kayıpla %1'e
düşmesi bu kategorinin en büyük sürprizidir.
Bu kategoride tüm Avrupa ülkelerinin toplam payı %24, geri
kalan tüm ülkelerin toplam payı ise %19’dur. Bu kategori grafik 2’de
göreceğiniz gibi satış hacmi büyüyen bir kategori olup, 2001’den 2006
yılına pazar payı %10 artışla %47.5’dan %56.6’ya çıkmıştır. Büyüyen bu
çorap kategorisinde satışlarımızın %87 oranında yoğunlaşması (bakınız
tablo 3), bizim Çin karşısında 2005-2006 dönemini, çift çorap satışı
bazında, en az yara ile atlatmamızı sağlamıştır. Yani Çin bu kategorinin
satışlarını daha düşük fiyatlarla büyütmüş, büyüyen bu kategoriden daha
büyük pazar payı almıştır.

İtalya İnce
Sentetik Külotlu Çorapta Tartışmasız Lider
İkinci büyük
kategori sentetik ince külotlu çorap (61151100) kategorisidir. Bu
kategorideki satışlar 2005 yılındaki 815 milyon çiftten 2006 yılında %6
düşüşle 764 milyon çifte inmiştir. Bu kategori 2001 yılındaki %23,5 olan
Pazar payını 2006 yılında %7,9 kayıpla %15,6’ya düşürmüştür. Yani,
satışları daha çok moda rüzgarları eşliğinde dalgalanan ince sentetik
külotlu çorap satışları, son yıllarda arkasına moda rüzgarlarını
alamamış izlenimini vermektedir. Bu kategorinin lideri grafik 4’de
görebileceğiniz gibi İtalya’dır. Çin, kotalar kalktıktan sonra bile bu
kategoride İtalya’yı zorlayacak büyüklüğe ulaşamamıştır. İtalya bu
kategoriyi Çin’e kaptırmamak için, 400 iğneli eskimiş makinalarını Çin’e
satmak yerine, tesislerini muhtemelen Sırbistan ve Romanya’ya taşımış ve
bu kategorinin daha düşük fiyatlı ürünlerini bu ülkeler üzerinden
satıyor görünümünü vermektedir. Sırbistan’ın bu kategoride %15 payla iki
numarada, Romanya’nın ise %7 payla dört numarada olması, İtalya’nın
yaptığı bu stratejik planlamanın bir yansıması olsa gerek. Kendi üretimi
olmadığını düşündüğüm Almanya, bu kategoride % 8 pazar payıyla,
alım-satım yapan bir ülke görünümü sergilemektedir.
Türkiye bu
kategoride %1, Çin ise %4’lik pazar payları ile sıralamada çok gerilerde
yer almaktadır. Çin, 2005 yılıyla birlikte kotaların kalkmasından sonra
25 Avrupa ülkesi pazarında birçok sentetik çorap kategorisinde atak
yapmış ve liderliğe yerleşmiştir. İnce sentetik çorap kategorilerinde
Çin’in henüz büyük varlık gösterememesinin nedeni ise bu kategoride
Çin’in iç pazarının çok büyük boyutta olması olabilir. Çin’i durduran
bir diğer neden ise 400 iğneli ince kadın çorabı makinesi yatırım
ihtiyacıdır. Büyük miktarda ikinci el ince kadın makinası bulamayan Çin
aynı zamanda Asya’da da uygun fiyatlı ince kadın makinası yapan şirketin
ortaya çıkmaması nedeniyle, bu makinaları, İtalya’dan yüksek fiyatlarla
almak zorunda kalmaktadır. Doğal olarak bu durum, Çin’li ince kadın
çorabı üreticilerinin hızını kesmiş gibi görünüyor. Bu arada Türkiye’nin
bu derece büyük olan bu kategoride şimdiye dek yatırım yapamamasının da
benzer nedenleri olsa gerek.

Sentetik Soket
Çorapta Çin Başı Çekiyor
Üçüncü büyük
kategori sentetik soket çoraptır (61159399). Bu kategorinin satışları
2001 yılında 347 milyon çiftten %8 artışla 2006 yılında 376 milyon çifte
çıkmıştır. Toplam Pazar payı %7-8 civarında dolanan bu kategorinin %34
pazar payı ile hakimi Çin’dir. Çin’i %11 ile İtalya, %9 ile Türkiye ve
%7 ile Almanya takip etmektedir. Diğer sentetik çorap kategorilerinin
çoğunda olduğu gibi Çin, bu kategoride de, liderliğe oturmuştur.

İtalya İnce
Dizboyu Sentetik Çorapta da Lider
İtalya’nın %23 payla
lider olduğu dördüncü sıradaki (61152011) kodlu bu kategori satışları,
2005 yılındaki 319 milyon çift satıştan %7 düşüşle 2006 yılında 297
milyon çift’e inmiştir. 2001 yılında %7.2 Pazar payına sahip olan bu
kategori 2006 yılında gittikçe azalan satış oranlarıyla %6.1 Pazar
payına düşmüştür. İnce sentetik külotlu çorap kategorisinde
gözlediğimiz gibi, İtalyan şirketlerinin eski makinalarını gönderdiğini
tahmin ettiğimiz Romanya %15 payla ikinci, Sırbistan ise % 10 payla
dördüncüdür. Alım-satımcı Almanya %13 payla üçüncü sırada
bulunmaktadır.

Çin Pamuklu
Külotlu Çorap Pazarına Hakim
Beşinci en büyük
kategorisi olan (61151900) kodlu pamuklu külotlu çorapta, grafik 7’de
görebileceğiniz gibi, %36 payla Çin liderliğe oturmuştur. Çin’i %17
gibi iyi bir payla Türkiye takip etmektedir. İtalya %8 payla üçüncü, %5
payla Sri Lanka dördüncü durumdadır. Ciddi boyutta konfeksiyon
gerektiren külotlu çorap kategorisinde, ucuz iş gücüyle, Çin’in
liderliği normal görünürken, pahalı iş gücüyle Türkiye’nin bu
kategorideki başarısı dikkat çekicidir. Bizi bu kategoride muhtemelen
iki neden başarılı kılmaktadır. Birinci neden, genel olarak tüm pamuklu
çorap kategorilerindeki başarımızdır. İkinci neden ise daha çok çocuk
giyimine dayalı bu kategorinin, daha çok desenli, yüksek fiyatlı
ürünlerden meydana geliyor olmasıdır, herhalde. Yüksek konfeksiyon
maliyetine rağmen daha yüksek kaliteye sahip bu çoraplarda, üçüncü
sırada yer alan İtalya örneğinde olduğu gibi, Türkiye de fiyat
tutturabilmektedir. Sri Lanka’nın bu kategorideki varlığı ise çok ilgi
çekici.

Türkiye Neredeyse
Yalnızca Pamuklu Soket Kategorisine Yogunlaşıyor
2006 yılında
Türkiye, tablo 3’de görebileceğiniz gibi, Avrupa pazarına yaptığı çorap
satışlarını %87 gibi büyük bir oranda pamuklu soket kategorisinde
gerçekleştirmektedir. Çin’in bu kategorideki çorap satışları, toplam
satışları içinde %65 oranında kalmıştır. Türkiye’nin satışlarında
ikinci sıradaki kategori, %4 oranıyla sentetik soket kategorisidir. Çin
de bu kategoriyi %11’lik pay ile satışlarında ikinci sıraya oturtmuştur.
Tablo 3’e baktığımızda, Çin’in bu kategoride Avrupa pazarına, Türkiye’ye
göre %262 daha fazla satış yaptığı görülecektir. Diz boyu sentetik
çorapta bu oran %1592’ye çıkmakta, yani Çin bu kategoride Türkiye’nin 16
katı daha fazla satış yapmaktadır. Türkiye 2006 yılında Avrupa 25
pazarına toplam 1 milyar çift çorap satarken, Çin %12 daha fazla, 1.12
milyar çift çorap satmıştır.
Detaylarını tablo
3’de göreceğiniz bu kategorilerin çoğunda, Çin Avrupa pazarına,
Türkiye’ye göre çok daha fazla çorap satar hale gelmiştir. Biz ise
gittikçe kendimizi yalnızca pamuklu soket çorap satmaya odaklamaktayız.
Bu durum doğal olarak, bizleri, Çin’in kotalar kalktıktan sonra Avrupa
pazarına saldırdığı son iki yılda, Avrupa’lı alıcılardan iş kapabilmek
için, birbirimizle kavga eder hale getirdi. Bu durum da çorap
fiyatlarının bir çoğumuzun çalışmakta zorlanacağı rakamlara kadar
inmesiyle sonuçlandı.
Son günlerde Almanya
ve İngiltere gibi pazarlarda Çin ile fiyat farkımız %10’lar mertebesine
düşmüş görünüyor. Çin ile daralan fiyat farkı, Avrupa çorap pazarında,
bizim Çin’e karşı son aylarda daha fazla pazar payı kaybetmemizi
engellemektedir. Pazara yakınlığımız, kaliteli ve süratli mal
teslimatımız, müşteriye kredi açmamız ve daralan fiyat farkları vs. gibi
birçok etken, önümüzdeki aylarda, Çin’e karşı son iki yılda
kaybettiğimiz pazar paylarını yavaş yavaş geri almaya başlayacağımızın
işaretlerini veriyor olabilir.

Biraz da Kurlar
Hakkında Konuşalım
Amerikan ekonomisi, emlak balonunun sönmesinden kaynaklanabilecek orta
vadeli bir yavaşlama tehlikesiyle karşıkarşıya. Ancak Avrupa ve Asya
ülkelerinde devam eden sağlıklı büyüme, petrol başta olmak üzere emtiya
fiyatları üzerinde baskı oluşturmakta ve bu durum Amerika’da tipik bir
ekonomik yavaşlama senaryosu sonrası görmemiz gereken Amerikan merkez
bankasının faiz indirimlerinin önüne set çekmektedir.
Bu gelişme doları, Avro karşısında zayıflatmaya devam ederken, İran
kaynaklı rehine krizinin tetiklediği yükselen petrol fiyatları ve Mart
sonunda Amerikanın Çin’e karşı açıkladığı bazı kağıt ürünlerine getirmek
istediği vergiler piyasaları dolar negatif düşünmeye itmeye başladı.
Amerikanın Çin’e karşı bu korumacılık girişimi, şimdilik küçük boyutta
da olsa ileride Amerika’nın daha fazla korumacılık girişiminde
bulunmasının yolunu açabileceği tahmin ediliyor. Çin’in bu girişime
karşı Amerikan dolarından Japon Yen’i, İngiliz Sterlini ve Avro’ya doğru
portföy değişimine gidebileceği korkusu piyasalarda şimdiden kurlarda
fiyatlanmaya başladı. Ayrıca artabilecek gümrük vergileri nedeniyle
fiyatı artan Çin ithalat fiyatlarının zaten fiyat enflasyon ile sorun
yaşayan Amerikan merkez bankasının, faizlerin düşürülmesini daha da
erteletebileceği, bununda stagflasyon tehlikesi yaratabileceği (yüksek
enflasyon ortamında ekonomik daralma hali) düşüncesi piyasaları
endişelendirmektedir. Bunlarla beraber, Çin’in son günlerde İran’dan
aldığı petrolü avro ile ödemeye başladığı haberleri medyada yer almaya
başladı. Bu son gelişme bile Avro’nun dünyada rezerv para olarak
güçlenmesinin önemli bir basamağını oluşturabilir.
Almanya’da yıl
başında gerçekleşen, %3’lik genel KDV artışının tüketicilerin
harcamaları üzerindeki beklenen olumsuz etkisi, Almanya’da ve genel
olarak tüm Avrupa ülkelerinde Şubat ayında, 1993 yılından beri yaşanan
en düşük işsizlik oranının tüketiciler üzerinde yaptığı olumlu etki
nedeniyle nötralize olmuştur. Bu da avroyu destekleyen bir faktör olarak
görülmektedir.
Bu arada Çin
yuan kurlarına bakarsak, yuan’ın dolar karşısında mart sonunda 7.73
kurundan kapandığını ve Temmuz 2005 tarihinde yuan’ın dolar karşısında
yaşamaya başladığı değerlenme sürecinde toplam değer artışının %6.6’ya
ulaştığını görmekteyiz. Yuan’ın dolar karşısında değerlenmesi, normalde
dolar bazında maliyet yapan Çin’in, Avrupa pazarında avro cinsinden
fiyatlarının daha düşük kalmasını kısmen engellemektedir.
Aşağıdaki grafikte avro’nun dolar karşısında 1983 yılından beri
gelişimini görmektesiniz. Avro resmi olarak Ocak 1999 başında
elektronik olarak işlem görmeye başladı. Bu grafikte gördüğünüz
avro/dolar kurları, avro’yu oluşturan para birimlerinin avro içindeki
ağırlıklarıyla, geçmişe dönük hesaplanmış halidir. Bu grafiğe
baktığımızda avro’nun dolar karşısında 1992 yılında 1.4593 seviyesine
kadar çıktığını, 2001 yılında ise 0.82’ye düştüğünü görmekteyiz. 2002
yılından sonra başlayan güçlü artış trendinde ise avro dolar karşısında
2004 yılı sonunda 1.36 seviyelerine çıkmıştı. 2005 sonunda ise, Amerika
bir kanun değişikliği yaparak, uluslararası şirketlerine uzun yıllar
boyunca yurt dışında biriktirdikleri kazançlarını, 2005 yılına mahsus
olmak üzere bir yıllığına, %34 yerine %5 vergi vererek Amerika’ya geri
getirebilmeleri yolunu açmıştı. İşte bu nedenle 2005 yılı içinde,
yaklaşık olarak 500-700 milyar doların, diğer para birimlerinden
Amerikan dolarına dönmesi, doları 2005 sonunda avro karşısında 1.16’ya
güçlendirmişti. Ancak 2006 yılı başıyla biten bu vergi avantajı, avronun
güçlü artış trendine tekrar geri gelmesini sağlamış ve avro’yu dolar
karşısında bu günlerde gördüğümüz 1.34 seviyesine geri
kuvvetlendirmiştir.

Yazının başında yazdığım faktörleri de dikkate aldığımızda avro’nun 2001
yılından beri yaşadığı bu güçlü artış trendinin devam edeceğini ve
avro’nun dolar karşısında 1992 yılında gördüğü 1.45-46 seviyelerini
önümüzdeki 1-1.5 yıl içinde tekrar test edebileceğini tahmin ediyorum.
Avro’yu dolar karşısında 1.45 paritelerinde tekrar görürsek, YTL
karşısında da bu süreçte kolaylıkla 1.9-2.0 bandına çıkabilecektir.
Avro’nun YTL karşısında bu seviyelerde güçlü kalması da bizim Avrupa’ya
olan ihracatımızı kesinlikle olumlu olarak etkileyecektir.
|