|
GLOBAL DALGALAR DURULUYOR MU?
2006 - 2007 DÖNEMİ KUR TAHMİNLERİ
Mithat Aracı
Son
iki aydır kurlarda yaşanan aşırı dalgalanmadan kaynaklanan belirsizlik
hepimizi son derece rahatsız etmektedir. Hepimiz, Amerikan Merkez
Bankası’nın Haziran toplantısı sonrasında verilen ılımlı mesajlarla
birlikte, Haziran tüketici enflasyonunun beklenenden düşük çıkmasıyla
rahatlayan iç piyasalardaki olumlu havanın daha ne kadar süreceğini
merak etmekteyiz. Bir çoğumuz, 28 Haziran tarihinden beri yaşanan
toparlanma dönemine bakıp, YTL’nin dolar ve avro karşısında tarihinin en
düşük değerlerine mi yoksa tekrar eski değerli günlerine mi dönebileceği
olasılıklarını sorgulamaktayız. Birbirine tam zıt olan bu iki
olasılığında aynı anda düşüncelerimizi karıştırabilmesi ne derin bir
türbülansın içinde olduğumuzun en belirgin işaretleri olsa gerek.
Tekstil ve Hazır Giyim İhracatçısı İkilem İçinde
Benim
de, özellikle çorap makina tedarikçisi sıfatımla çorap ihracatçılarıyla
birlikte günlük bazda yaşadığım, kurların yarattığı belirsizlikler,
hepimizi son derece rahatsız etmektedir. Mayıs başında başlayan süreçte
tekstil ve hazır giyim ihracatçılarımız, iplik, nylon ve likra gibi
önemli girdi kalemlerinde gerçekleşen ani artışlar nedeniyle
maliyetlerinde ciddi artışlar yaşarken, hangi kurlardan maliyet hesabı
yapacaklarını da şaşırmış durumdalar. İhracatçılar, artan maliyetlerine
rağmen müşterilerinden gelen “fiyatlarınızı kırın” baskısına direnmeye
çalışırken, son günlerde tekrar eski değerli günlerine doğru dönme
işaretleri veren YTL kafaları oldukça karıştırmaktadır. Bu durum,
tekstil ve hazır giyim ihracatçılarımızın Mayıs ve Haziran aylarında
tekrar artmaya başlayan ihracat ivmesini umarım tekrar sekteye uğratmaz.
Yeni Destek Paketi Yolda Olabilir mi?
2001
yılında yaşadığımız ekonomik kriz ve TL’nin değer kaybından sonra bir
kaç yıl süren ihracat atağımız, Çin’in kota duvarlarının ardında 2004
sonuna kadar engellenmesi nedeniyle, çok daha kolay ve uzun süreli
olabilmişti. Ancak 2006 yılında, 2001 yılından farklı olarak artık
karşımızda Çin ve Hindistan gibi devler var. Bu yeni dinamikler
değerlendirildiğinde, kurlarda yaşanan son gelişmelerin tek başına
tekstil ve hazır giyim ihracatını patlatacağından hiç emin değilim.
2006 sonuna yaklaşırken cari açık sorununun kısmen devam ettiğinin
görüleceği yeni dengede, hükümetin, tekstil ve hazır giyim ihracatçıları
için, cari açığı sıcak parayla finanse edebildikleri için son üç yılda
vermeye gerek duymadıkları, bir destek paketi açabileceklerini tahmin
ediyorum.
Önemli ölçüde döviz girdisi sağlayan ve işgücü istihdamı yaratabilen bu
endüstrinin desteklenmesi, yüksek seyreden faizlerin yakın gelecekte
yaratacağı durgunluk nedeniyle artacak olan işsizliğin, kısa bir sürede
kısmen dengelenmesini sağlayabilir. Seçimlerden önce artan işsizliğin
hükümet üzerinde yapacağı baskı da böylece azaltılabilecektir.
Enflasyon mu durgunluk mu?
Merkez
bankası yüksek faiz silahını, hem kurlardaki artışın dizginlenebilmesi
hemde enflasyonist sürecin kontrol altında tutulabilmesi için etkili
olarak kullanıyor. Bu da YTL’nin güçlenmesine neden olmakta.
Başlangıçta, öncelikle üretici enflasyonunda yaşanmaya başlanan ve
tüketici enflasyonuna, stokların eritilmesinden sonra yansımaya
başlayacak olan artışlar, hükümetin 2006 yılı hedeflerinden ciddi oranda
uzaklaşmasına neden olacak gibi görünüyor. Bunun yanında Hükümet, faiz
dışı fazla hedefini %6.5’dan %7’ye çıkararak piyasalara hem genel
seçimleri 2007 Kasım’ında yapmayı planladığını hemde genel seçimlerden
önce enflasyonu 2007 yılı için açıkladığı %4’lük hedefe ulaştırmak için
elinden gelen herşeyi yapmak istediği sinyallerini vermeye
çalışmaktadır.
Bunların yanında Mayıs ve Haziran ihracat rakamları, ihracattaki artış
trendinin tekrar başladığına işaret ederken, bankaların tüketici, araç
ve ev kredilerindeki yaptıkları ciddi artışlar tüketicilerin
harcamalarının ciddi oranda daralacağına işaret etmektedir. Tüketici
harcamalarındaki azalışlar, kurların tüketici enflasyonu üzerindeki
geçirgenliğini azaltmaktadır. Yüksek faiz oranları nedeniyle büyüme
oranlarında birkaç ay içinde meydana gelebilecek ciddi azalmalar
işsizlik oranlarında da artış getirebilecektir. Seçime doğru giden bir
hükümetin bir miktar enflasyonu mu yoksa ekonomide kısmi durgunluğu mu
seçeceğini bekleyip göreceğiz.
Avro/Dolar nereye gidiyor ?
Global
likidite krizi nedeniyle Amerika’ya geri çekilen fonlar başlangıçta
avroyu dolara karşı Kasım 2005’de başlayan uzun vadeli yükselen kanalın
destek noktası olan 1.25 dolara kadar düşürdü. Amerikan Merkez
bankasından 28 Haziran tarihinde gelen son faiz artırımının ekonomide
gereken soğumayı sağlayabileceği ve dolayısıyla artık daha fazla faiz
arttırımına gerek olmayabileceği beklentisi yaratmıştı. Bu durumun
piyasalarca satın alınmaya başlanmasıyla avro’nun dolar karşısında
tekrar artmaya başladığını gördük.
Ancak
bu beklentinin oluşması için ortamın hazır olduğuna emin değilim. Tekrar
yükselişe geçen emtiya fiyatlarından beslenen global enflasyonun bir
süre daha devam edeceğini bunun da Amerikan merkez bankasının faizlerini
arttırmaya devam etmeye zorlayacağını tahmin ediyorum. Amerika’da
belkide %6’ya kadar çıkabilecek faizler dolayısıyla global dalgaların
tekrar üzerimize gelmesi ve Türkiye piyasalarında yeni çalkantılar
yaratması mümkün görünmektedir. Başlangıçta yükselecek Amerikan faizleri
avroyu dolar karşısında 1.25-1.28 aralığında tutabilecekse hem %3.5
seviyelerine kadar artacak avro faizleri hemde Amerikan ekonomisinin
yüksek faizler nedeniyle büyüme hızının azalacağı beklentisi avroyu
2006 sonunda 1.30-1.35 dolar aralığına taşıyabilecektir. Amerikan
ekonomisinin düşük büyümeden 2007 yılında durgunluğa girebileceği
olasılığı piyasalarda fiyatlanmaya başlandığında ise 1.45 avro/dolar
kurunu görebileceğiz.
YTL’deki geri toparlanma süreci sona erdi mi?
Mayıs
ayının ilk haftasında başlayan global dalgalarla boğuşan YTL, son ik ay
içinde Merkez Bankası kurlarına göre en düşük değerini %28.7’lik değer
kaybıyla 26 Haziran tarihinde yaşadı. Merkez Bankasından gelen cidd
oranda faiz arttırımları, fazla likiditeyi çekmek için depo ihaleleri,
döviz satış ihaleleri ve dolara direk müdaheleler sonucu atesi düşen
YTL, Amerikan Merkez Banka’sından 28 Haziran tarihinde gelen beklenenden
daha ılımlı faiz arttırım sinyallerini de ardına alarak tekrar bir
değerlenme sürecine başlamış olup, 6 Temmuz tarihli kurlara göre
YTL’nin Mayıs başına göre dolar karşısında %19.3 ve avro karşısında ise
%21.4’e kısmen geri toparlanmıştır.

28
Haziran tarihinde piyasalarda çok kısa bir süreliğine gördüğümüz 1.765
dolar/ytl seviyesini veya daha üzerini tekrar görmemiz mümkün mü? Son
gelişmeler ışığında, Merkez Banka’sının YTL’yi geçen sefer 1.60 dolar
seviyelerinde ciddi şekilde savunmayarak yaptığı hatayı
tekrarlamayacağını, yeni dalgalar geldiğinde, YTL’yi 1.65 dolar
seviyesinden başlayarak güçlü bir şekilde savunacağını tahmin ediyorum.
Merkez Bankası YTL’yi 2006 yıl sonu tahminim olan 1.65-1.70 dolar
seviyelerinde tutabilirse enflasyon da, mevcut faiz seviyeleriyle,
hükümetin 2007 yılı hedefi olan %4 seviyesine belkide inebilir. Kurlar
bu seviyelerin üzerine çıkarsa ve de hükümet 2007 sonu için %4’lük
enflasyon hedefinde ciddiyse, Merkez Banka’sının faizleri çok daha
yüksek seviyelere çıkarması gerekebilecektir. Seçime daha da
yaklaşacağımız bu süreçte, daha yüksek reel faizler nedeniyle
derinleşebilecek ekonomik durgunluğun ne anlama geleceğini söylememe
gerek yok herhalde.
Eğer,
hükümet %4’lük enflasyon hedefinde ciddi değilse, geleceğini düşündüğüm
yeni dalgalarla, YTL’nin nerede dengelenebileceğini kimsenin tahmin
edebileceğini sanmıyorum.
|