|
2006 YILI KUR BEKLENTİLERİ IŞIĞINDA
TEKSTİL İHRACAT SEKTÖRÜMÜZ
Mithat
ARACI
Son dönemde
İhracatçılar Birliği, Merkez Bankası Başkanını yoğun bir şekilde eleştirmekte ve
Banka’nın enflasyonu düşürme önceliği nedeniyle faizleri yüksek tutup TL’nin
aşırı şekilde değerlenmesine yol açtığından şikayet etmektedirler. Bu nedenle
özellikle pazarlarını Çin’e kaptırmamak için kârsız çalışma noktasına gelen
ihracat sanayimizin S.O.S. sinyalleri verdiği sık sık dile getirilmektedir.
Özellikle ihracatımızın en önemli kalemlerinden olan tekstil ve hazır giyim
sanayimizin kotaların 2005 yılının başında kalkmasıyla, Dünya pazarlarında yoğun
bir şekilde, Çin baskısıyla karşılaştıkları hepimizin bildiği bir gerçektir.
Kurların seviyesi, günümüzde ihracatçılarımızın Dünya piyasalarında rekabetçi
kalabilmeleri için tek etken olmasa da, yine de en önemlilerinden biridir
diyebiliriz. Bu nedenle bu yazımda mevcut kur dinamiklerini analiz ederek 2006
yılında bu trendlerin ne yönde hareket edebileceğini tahmin etmeye çalışacağım.
Artan
Çin Fiyat Rekabeti ve Yuan/TL kur endeksi
İhracatımızın büyük bölümünü yaptığımız Avrupa pazarında, kotalar kalktığından
beri, yoğun Çin rekabetiyle karşı karşıyayız. Bu yılın başından beri Avrupa’lı
alıcılar tekstil ihracatçılarımızı, Çin fiyatlarıyla tehdit ederek fiyat
düşürmeye yoğun bir şekilde zorlamaktadırlar. Ancak Çin, %40’a varan oranlarda
düşük değerli olduğu söylenen dolar/yuan kurunda büyük oranlı düzeltmeyi,
özellikle Amerikan tarafından gelen yoğun baskılara rağmen yapmayı
reddetmektedir. Bu baskıları kısmen azaltmak için Çin, 21 Temmuz 2005 tarihinde,
yuan’ı beklentilerin çok altında kalan %2.1 oranında değerlemiştir. Ancak
Amerika tarafı isteklerinden henüz vazgeçmiş değil. Amerikan senato’suna teklif
edilen ve 2005 yılının başlarında yapılan ön oylamada 67-33 oranında onayla
kabul edilen kanun teklifine göre Çin para birimi yuan’ın değerini ciddi ölçüde
arttırmazsa Amerika tüm Çin ürünlerine %27.5 oranında vergi koyacaktı. Bu
kanunun senato’da son oylaması Başkan Bush’un Çin’e Aralık ayında yaptığı gezi
sonrasına bırakılmıştır. Bu
teklifin Amerikan senatosunda en geç 31 Mart 2006 tarihinde oylanması
öngörülüyor. Umarım bu konuda bizi de sevindirecek gelişmeler yaşanır.
Aşağıda
üretici fiyatları endeksleriyle arındırdığım Yuan/YTL indeksine bir göz atarsak
şunları görmekteyiz. Dünya Ticaret örgütüne katıldığı 2001 yılının Kasım ayından
önce bizim lehimizde gelişen 1994=100 bazlı bu endeks 2001 yılında tekrar 100
rakamına gerilemiş ancak 2004 yılında 56 rakamı ile en düşük seviyesini
görmüştür. 1994 yılında bizimle eşit seviyede başlayan Çin fiyatları
(endeks=100), 1999 yılında 117 rakamıyla bize göre %17 pahalanmıştır. 2001
yılında tekrar 100 rakamını ziyaret eden endeks hızlı bir düşüşe geçerek 2004
yılında 56 rakamına ulaşmıştır. Bu da Çin’in 2004 yılında yalnızca kurlar
nedeniyle bize göre fiyatlarını %44 oranında kırabileceğini göstermektedir.
Özellikle son iki yıldır Avrupalı alıcıların bizden fiyat kırmamızı, yoksa
alımlarını Çin’e yönlendireceklerinin altında yatan en büyük gerçeklerden biri
de bu olsa gerek. Bu endeks 2005 yılında gerçekleşen %2.1’lik Çin revaluasyonu
paralelinde 56’dan 58’e yani %4 oranında iyileşme göstermiştir.

Amerika
pazarının aksine, Avrupa piyasalarında iki önemli faktör bizi Yuan/TL endeksinde
yaşadığımız bu %44’lük dezavantajdan korumuştur. Birincisi 2001 kriziyle gelen
devaluasyondur. İkincisi ise Avro’nun dolar karşısında aynı dönemde 0.82’den
1.364’e yükselmesidir. TL, bu iki etken nedeniyle Avro karşısında 2001 başındaki
0.62’değerinden 2004 Kasımında 1.9 Avro’ya yaklaşık %106 oranında değer
kaybetmiştir. Avrupa’da bu değer kaybı nedeniyle, henüz kotalar kalkmadığı için
bizi ciddi oranda henüz zorlamayan Çin karşısında, rakabetçi kalabilmişiz.
Avro, 2005
yılında dolar karşısında %14.6, TL karşısında ise Aralık 2004 başında gördüğümüz
1.90 kurundan Kasım 2005 ortasında yaşadığımız 1.58 seviyelerine kadar yaklaşık
%16.5 oranında değer kaybetmiştir. 2001-2004 döneminde yaşananların aksine 2005
yılındaki bu değer kaybı otomatikman ihracatçımızın cebinden çıkmaktadır. 2005
yılı başında kotaların kalkmasıyla Avrupa pazarında Çin gibi bir güçlü bir
rakiple karşılaşan özellikle tekstil ihracatçıları ayrıca işçilik, elektrik vs.
gibi diğer maliyetlerin ciddi oranda artmasıyla S.O.S sinyalleri vermeye
başlamışlardır. Bu nedenle Dünya piyasalarında rekabetçi kalabilmek amacıyla
ihracatçılarımız Hükümetten ya kur desteği istemekte ya da maliyetlerde azaltma
yaratacak SSK pirim desteği, elektrik fiyatlarında azaltım vs. gibi destekleri
haklı olarak telep etmektedirler.
2005
yılında dolar neden yükseldi
Avro/USD kuru
2005 yılında 1.364 seviyesinden 1.164 seviyesine kadar gerilemişti. Bu
gerilemenin ardındaki en önemli etken Amerikan Merkez bankasının 2005 yılında
sekiz seferde %1 seviyesinden % 4.25 seviyesine çıkardığı ve 2006 yılı ortasında
%4.75–5.0’e ulaşabileceği tahmin edilen faiz hadleridir. Avrupa Merkez Bankası
ise bu dönemde kısa dönemli faiz hadlerini %2 den 2.25’e arttırmıştır. İkinci
olarak Amerikan şirketlerinin yurt dışında kazandığı gelirlerine uyguladığı %35
oranında vergi nedeniyle yıllarca Amerika dışında tutulmuş 200-500 milyar dolar
arasında olduğu tahmin edilen gelirleridir. Bu teşvik kapsamında Amerikan
hükümeti 2005 yılında geçerli olmak üzere belli şartlar altında vergi oranını
%5.25’e düşürmüştür. Bu nedenle birçok Amerikan küresel şirketinin bu fırsattan
yararlanarak yutdışında birikmiş karlarını dolara çevirerek Amerika’ya getirdiği
bunun da Amerikan ekonomisinde kısmen büyümeye katkıda bulunarak doları Avro
karşısında desteklediği düşünülmektedir. Bunların yanında Avrupa’dan kaynaklanan
Hollanda ve Fransa’da Anayasa’nın referandumda reddedilmesi, bütçe krizi ve
Almanya seçimleri, Avrupa’nın Amerika’nın altında kalan büyüme hızı gibi
etkenler Avro’nun dolar karşısında gerilemesine neden olmuştu.
2006
yılında Avro/USD tahminleri
Ancak 2001
yılından beri Amerikan dolarının değerini düşüren iki ana etken giderek büyüyen
ikiz açıklardır. Bir yandan Çin’den yaptığı artan dış alımların etkisiyle
büyüyen dış ticaret açığı, diğer yandan büyük ölçüde Irak savaşı ve vergi
kesintileri nedeniyle oluşan bütçe açıklarıdır. Bu iki etken gelecek yıl da
özellikle artan ticaret açığı tarafında etkisini sürdürecek ve bu da 2006
yılında doların zayıflaması yönünde çalışacaktır. Amerikan faizlerinin %4.74-5.0
seviyesine geldiğinde duracağı beklentisi piyasada hakimdir. Bu faiz seviyesinin
Amerikan ekonomisinin büyümesi üzerinde yapabileceği beklenmedik bir soğuma
merkez bankasının faiz artışlarını %5’e varmadan durdurması sonucunu da
doğurabilir. Bu ise 2006 yılında doları Avro karşısında düşürebilecektir. Bunun
yanında küresel Amerikan şirketlerinin fon akımları 2005 yılına özgü idi, doları
destekleyen bu etken de gelecek yıl olmayacak. Ayrıca yükselen petrol fiyatları
nedeniyle petrol ihracatçısı ülkeler 2005 yılında yüksek faiz farkı nedeniyle
paralarını genellikle dolarda tutmayı tercih ettiler. 2006 yılında daracağı
düşünülen faiz farkları nedeniyle bu ülkeler portföy yatırım tercihlerinde
çeşitlemeye gidebilir bu da Avro’ya talep yaratabilir. Avrupa kaynaklı
gelişmeler ise 2006 yılında Avro’nun değeri üzerinde 2005 yılına göre daha
etkili olacak gibi. Bunların başında Avro faiz hadlerinin ne olacağı geliyor.
2006 yılında Avrupa beklenenin üzerinde büyümeye geçerse faiz hadleri de o
oranda artacak ve dolayısıyla Avro’ya destek verecektir. Referandum sorunu
şimdilik kış uykusunda. 2006-2013 bütçe krizi çözüldü. Almanya şeçimleri
sonrası Merkel hükümeti işbaşında. Yani Avrupa tarafında Avro’yu 2006 yılında
negatif etkileyebilecek politik gelişmeler azınlıkta görünüyor. Tüm bunları
söyledikten sonra doların, 2001 yılında başlayan ana trendi tekrar devam
ettirerek, Avro karşısında gelecek yıl 1.30’lara doğru değer kaybetmeye
başlayacağını tahmin ediyorum.
TL 2006
yılında nasıl seyir izleyebilir
2006
yılında TL’nin değerini belirleyebilecek iki ana etkenden birincisi Avro/USD
kurudur. İkincisi ise politik istikrarın gölgelenme riskidir. Bu gelişme, bizim
özellikle Avrupa ile çalışan ihracatçılarımızı, artan Avro/TL kuru nedeniyle
olumlu etkileyebilecektir. İkinci grafikte Avro/dolar kurundaki gelişmelerle
TL’nin sepet bazında değerindeki gelişmeleri görmekteyiz. Buradaki trendleri
incelediğimizde 2003 yılından sonra TL’nin değerini ne tür gelişmelerin
azalttığını gözlemlemekteyiz. TL sepet bazında 2003’den sonra en yüksek
seviyesini 2003 Şubat ayında yaşamıştır. Bunun nedeni Körfez savaşının
başlamasının Türkiye’de yarattığı gerilimdir. Daha sonra 2004 yılı ortalarında
Amerika’da faizlerin artmaya başlayacağı beklentisiyle ve yıl sonuna doğru zina
tartışmaları nedeniyle sepet bazında TL’nin değeri tekrar düşmüştür. 2005
başından sonra ise Avrupa Birliğinden 3 Ekim tarihini almamız dönüm noktası
olmuş, bunu yarattığı yabancı akımınının TL’yi değerlemesinin önüne Mart ayında
merkez bankasının yaptığı güçlü müdahale kısmen set çekmiştir. Bu gelişmelerin
ışığında 2006 yılında Türk lirasının değerini belirleyen en önemli etken ise
politik gelişmeler olacak gibi görünüyor. AKP hükümetinin yeni bir erken seçime
zorlanıp zorlanmayacağı, içerdeki hassas konular hakkında zaman zaman takındığı
tutumlar ve AB ile ilişkiler konusunda hükümetin alacağı tavır kurları direk
olarak etkileyebilecek. Çıkabilecek bu sorunlar 2006 yılında TL’yi sepet bazında
tekrar yukarılara çekerken, bu Avro’nun da dolar karşısında artacağı
beklentimizle bir araya geldiğinde TL’yi Avro karşısında 1.7-1.8 aralığına
rahatlıkla getirebileceği beklentisindeyim.

|